İtalya, Türkiye’de tanındığı haliyle, Soğuk Savaş döneminde demokrasisini cendere altına alan Gladio’yu tasfiye etme başarısını göstermiş, adaletin yerini bulduğu bir ülke.
Ancak, İtalya’da yaklaşık kırk yıl perde arkasından siyaseti yönlendiren Gladio’ya ilişkin pek çok ayrıntı henüz yeni ortaya çıkıyor. Geçen hafta, Sicilya mafyası Cosa Nostra’nın en üst düzey ve eli en kanlı isimlerinden Giovanni Brusca itiraflarıyla, hâlâ büyük ölçüde karanlık kalan yakın tarihin bir parçasına daha ışık tuttu.
1980’lerin sonu ve 1990’ların başında bir grup dürüst yargı mensubu, özel yetkilerle donanmış halde, Sicilya mafyasını çökertmeye çalışıyordu. Cosa Nostra da, buna karşılık olarak, devletin ‘iyi adamlarını’ ve eskiden işbirliği içinde olduğu bazı kamu görevlilerini de hedef alarak devlete savaş açmıştı. Mafyanın, ses getiren suikastlarda ölen emniyet mensupları, valiler, savcılar gibi devlet görevlilerine, ‘mükemmel ceset’ adı verdiği biliniyor. Brusca geçtiğimiz hafta, bu cinayetler işlenirken, İtalyan devletinin ‘derin isimlerinin’, mafya ile sürekli temas içinde olduğuna bir kez daha işaret eden detayları açıkladı. Brusca’ya göre, İtalyan devleti içinde o dönemde büyük bir ayrışma yaşanıyordu. Devletten bazı ‘saygın’ isimler, ‘eski düzene’ dönülmesi için öneri paketleriyle mafyanın kapısını aşındırıyordu.
Brusca, 1996 yılından beri hapiste. Mafya içinde bile ‘insan kasabı’ lakabıyla anılan Brusca’nın cep telefonunun dinlenmesi yoluyla, izinin bulunması ve Sicilya’da yakalanması, son derece ilginç sahnelerle noktalanmıştı. Operasyonda görevli polisler, Brusca’yı yakaladıktan sonra “artık mafyadan korkmuyoruz” diyerek, yüzlerini gizleyen kar maskelerini fırlatıp atmıştı.
Brusca yakalandığı sırada televizyonda, İtalya’nın efsanevi savcısı Giovanni Falcone’nin mafya ile savaşını ve bir suikast sonucu ölümünü anlatan bir film seyrediyordu. Polisler, Brusca’nın evini, Falcone’nin, Sicilya’nın Palermo kenti yakınlarında bir otobana döşenen 350 kilo dinamitin uzaktan kumanda ile patlatılması sonucu öldürüldüğü sahne sırasında basmışlardı. 1992’deki bu suikastta uzaktan kumandaya basan Brusca idi. Otobanda dev bir krater oluşturan Falcone suikastından iki ay sonra, yakın dostu ve mafyaya karşı savaşındaki en büyük yardımcısı savcı Paolo Borsellino da öldürüldü.
Yakalandıktan sonra pentito, yani itirafçı olan Brusca’nın, ifadelerinde Falcone suikastında rol alıp da polise bilgi vermeye başlayan diğer bir mafya üyesinin oğlu olan 11 yaşındaki Giuseppe di Matteo’yu 26 ay rehin tuttuktan sonra boğduğu ve cesedini asit bidonu içine atarak yok ettiğini, çetelesini tutmadığından tam sayısını veremeyeceği 100-200 kadar cinayet işlediğini söylediği de kayda geçti.
Palermo’da halen mafya konusunda soruşturmalar yapan üst düzey bir savcı olan Antonio Ingroia’ya göre Falcone, ölümünden önce “Sicilya’da sadece devletin korumaktan vazgeçtikleri mafya suikastına kurban gider” diye anlatmıştı. Borsellino da, “Beni öldürecekler. Emri uygulayan mafya olabilir ama veren başkaları olacak” demişti. Borsellino son röportajında Cosa Nostra’nın İtalya’nın şimdiki başbakanı Silvio Berlusconi ile yakın bağı bulunduğunu da söylemişti. Bu röportaj nedense sadece bir kez yayınlanıp unutuldu.
Brusca’nın patronu Salvatore Riina tam 23 yıl her operasyondan kaçtıktan sonra ancak 1993’te yakalandı. Riina’nın bir türlü ele geçirilememesinde, Hıristiyan Demokrat Partisi’nin en önde gelen isimlerinden, 1946’dan günümüze kadar aralıksız olarak İtalya’da parlamento veya senatoda görev alan defalarca başbakanlık ve bakanlık yapan Giuliano Andreotti ile olan özel dostluğu yatıyordu. Riina’nın şoförü Baldassare Di Maggio, 1993’te Andreotti’nin, 1980’li yıllar boyunca patronu ile buluştuklarını anlatırken, ‘saygı gösterisi olarak’ Andreotti’nin Riina’yı kucakladığını ifade etti.
Bugün, 90 yaşında olan Andreotti, daha öncede yazdığım gibi ‘yaşam boyu senatör’ unvanıyla İtalyan siyasetinin en kilit isimlerinden biri olmayı sürdürüyor. 2003 yılında, hakkındaki tüm suçlamalardan arınıp beraat etti. Mahkeme kararında, Andreotti’nin 1980 öncesinde mafya ile bir yakınlık içinde olduğu ancak bu yakınlığın bir hata olduğunun farkına vararak geri çekildiği öne sürüldü. Beraata gerekçe olarak, mafya ile yakınlığın İtalyan yasalarına göre 1982’de suç haline gelmesi ve Andreotti’nin bu tarihten önce mafya ile olan temaslarına yönelik iddiaların, ‘zaman aşımına’ uğraması gösterildi.
1990’ların ortalarından sonuna kadar olan dönemde İtalya’da Sicilya mafyasının devlet ile ilişkilerinin ilk kez çok açık şekilde tartışılmasında ve halkın ‘temiz devlet’ talebinin güçlenmesinde Falcone ve ekibindeki diğer savcıların ölümüne duyulan tepki önemli rol oynamıştı. Bugün hâlâ Falcone ve Borsellino’nun ölümlerinden birkaç ay önce beraber çekilmiş resimleri, birçok İtalyan hukukçunun odasına asılı. Ancak, tepkiler bir süre kanıksandı, mücadele tavsadı. Oysa, Gladio’yu yok etmek bir uzun mesafe koşusu.
No comments:
Post a Comment